Skip to main content

Sakın Dokunma

“Sakın Dokunma” Demeyi Bıraktığımızda: Bebeklerle Kitap Okuma Nasıl Değişiyor?

| Vivian Faria
Sakın Dokunma

Bebeklere kitap okurken büyük ihtimalle buna benzer cümleler duymuş ya da siz de söylemişsinizdir:

  • “Buna dokunma.”
  • “Şimdi dinleme zamanı.”
  • “Kitabı çekme.”

Evde ya da okulda, özellikle erken çocukluk döneminde kitap okuma sırasında bu cümlelerle sıkça karşılaşırız. Bunun en temel nedeni, okumanın sessiz bir etkinlik olduğu ve sürecin mutlaka bir yetişkin tarafından yönetilmesi gerektiği yönündeki alışkanlığımızdır.

Oysa bebeklere kitap okuma söz konusu olduğunda, bu alışkanlıkları yeniden düşünmemiz gerekir.

Çünkü bir bebeğin kitabı eline alıp onunla etkileşime girdiğini gördüğümüzde, aslında bebek ile kitap arasında çok değerli bir bağ kurulduğunu çoğu zaman fark etmeyiz. Bu bağ; bebek kitap etkileşimi, erken çocuklukta okuma ve 0-3 yaş kitap okuma alışkanlığı açısından oldukça önemlidir.

Bu yazı, tam da bu gözlemlerden yola çıkarak kaleme alındı.

Bir anne, pedagoji öğrencisi ve okuma mentörü olarak edindiğim deneyimlere dayanıyor. 2024 yılında Paraty Belediyesi ve FLIP Sementes de Mediação Programı kapsamında, gündüz bakım merkezlerinde yürüttüğüm okuma çalışmaları sırasında; bebekler, öğretmenler ve kitaplar arasındaki ilişkiyi yakından gözlemleme fırsatı buldum.

Bu süreçte fark ettiğim en önemli şey şuydu:

0-3 yaş kitap okuma süreci, bebeklere yalnızca hikâye dinletmekten çok daha fazlasını içeriyor.

Aslında bu süreç, bize “okumak” eyleminin ne olduğunu yeniden öğretiyor.

Bebekler Dünyayı Bedenleriyle Keşfeder

Bebekler konuşmadan, kelimeleri anlamadan ve okumayı öğrenmeden çok önce dünyayı bedenleriyle keşfeder.

Dokunurlar.İncelerler.Sayfaları çevirirler.Kitabı ağızlarına götürürler.Ses çıkarırlar.

Kitaplar da onlar için yalnızca okunacak nesneler değil; keşfedilecek, hissedilecek ve deneyimlenecek nesnelerdir.

Bir öyküyü anlamadan çok önce, bebekler ninniler, tekerlemeler, parmak oyunları ve bakım verenlerle kurdukları ritmik etkileşimler sayesinde dil ile tanışırlar. Daha okumayı öğrenmeden önce bile dünyayı ve ilişkileri “okumaya” başlarlar.

Bu nedenle bir bebeğin:

  • sayfaya dokunması,
  • kitabı çekmesi,
  • sayfaları hızla çevirmesi,
  • okuma sırasında ses çıkarması,
  • ayağa kalkması ya da hareket etmesi

okumayı bozmaz.

Tam tersine, çoğu zaman okumanın başladığı yer tam da burasıdır.

Bebeklerle etkili kitap okuma sürecinde hareket, dokunma ve keşif; bebeklerde dil gelişimi için kitap okuma kadar önemli bir yere sahiptir.

Paraty’de Bir Okuma Deneyimi

2024 yılının Nisan ve Ekim ayları arasında, Paraty Belediyesi Eğitim Departmanı ile birlikte yürütülen FLIP Sementes de Mediação Programı kapsamında çalıştım.

Bu süre boyunca, halka açık gündüz bakım merkezlerinde bebeklerle kitap okuma ve okuma aracılığıyla bağ kurma üzerine düzenlenen oturumlarda yürütücü olarak görev aldım.

İlk buluşmalarda yaklaşık otuz çocuğun yer aldığı büyük gruplarla çalışıyorduk. Ancak kısa süre içinde küçük grupların çok daha güçlü bir etkileşim alanı yarattığını fark ettik. Bu nedenle seansları iki haftada bir, daha küçük gruplarla gerçekleştirmeye başladık.

Her buluşma yaklaşık yirmi dakika sürüyordu ve dört bölümden oluşuyordu:

  1. Karşılama ve birlikte daire olma
  2. Meditatif ve etkileşimli kitap okuma
  3. Hikâyeyle bağlantılı müzik, hareket ya da oyun
  4. Serbest okuma zamanı

En dikkat çekici bölüm ise serbest okuma zamanıydı.

Bebekler kitaplıktan kendi kitaplarını seçiyor ve her biri kitabı bambaşka bir şekilde keşfetmeye başlıyordu. Bazıları yalnız başına “okuyor”, bazıları yan yana oturup kitabı birlikte inceliyor, bazıları ise kitabı arkadaşına göstererek kendi hikâyesini anlatıyordu.

Haftalar geçtikçe çok daha ilginç bir şey fark ettik:

Bebekler yalnızca kitaplarla ilişki kurmuyor, aynı zamanda okuma sürecini de yeniden yaratıyordu.

Kitapları diğer çocuklara gösteriyor, sayfaları çeviriyor ve bir okuma mentörü olarak benim yaptığım şeyleri taklit ediyorlardı.

Okuma, orada birçok farklı biçimde yeniden doğuyordu.

“Parmağını Oraya Koyma”

İlk okuma seanslarımızdan birinde, “Nhac!” kitabını okuyordum. Bir bebek kitaba iyice yaklaştı ve parmağını sayfadaki boşluklardan birine doğru uzattı.

Tam o sırada bir öğretmenin şöyle dediğini duydum:

“Parmağını oraya koyma.”

Bebek bana baktı ve parmağını yeniden o boşluğa yerleştirdi.

Elini çekmesini istemek yerine ona şunu sordum:

“İçeride ne olduğunu düşünüyorsun?”

Diğer bebekler de yaklaşmaya başladı. Onlardan biri kitaptaki sesi taklit ederek “Nhac!” dedi.

Ve tam o anda hikâye değişti.

Artık sadece benim anlattığım bir şey değildi.

Hikâye; kitap, bebekler ve yetişkinler arasında gerçekleşen canlı bir etkileşime dönüşmüştü.

Belki de bebeklere kitap okumanın faydaları tam olarak burada başlıyor:

Bir kitabı sessizce dinlemekte değil, onunla birlikte keşfetmekte.

Bebeklerin Merakı ile Yetişkinlerin Kontrolü Arasında

Okuma seansları boyunca yetişkinlerin rahatsızlığı çoğu zaman verdikleri tepkilerde görünüyordu:

  • “Çemberde otur.”
  • “Kitaptan elini çek.”
  • “Şimdi dinleme zamanı.”

Bu cümleler bize önemli bir şeyi gösteriyor:

Hâlâ okumanın pasif bir etkinlik olduğunu düşünüyoruz.

Bir bebek kitaba dokunduğunda, ayağa kalktığında, ses çıkardığında ya da hikâyeye cevap verdiğinde birçok yetişkin okumanın bölündüğünü hissediyor.

Oysa dikkatle baktığımızda tam tersinin doğru olduğunu görüyoruz.

Çünkü bebeklere kitap okuma sürecinde, özellikle erken çocukluk döneminde kitap okuma sırasında, bebeğin hareket etmesi ve tepki vermesi hikâyeye katılmasının bir yoludur.

Bir başka okuma seansında, “Chuva” kitabını okuduktan sonra bir bebek kitabı eline aldı ve sayfaları hızla çevirmeye başladı.

Aynı anda ritmik sesler çıkarıyordu:

“Tum pá, tum pá…”

Bu, hikâyedeki yağmurun sesiydi.

Başka bir çocuk yaklaştı, kitaptaki su birikintisini işaret etti. İlk çocuk resmi gösterdi ve aynı sesi çıkarmaya devam etti.

Bu geleneksel bir okuma değildi.

Ama açıkça paylaşılan bir hikâye anıydı.

İşte bebeklerle okuma alışkanlığı bazen tam olarak böyle görünür.

Etkileşime Davet Eden Kitaplar

Okuma seanslarında kullandığımız kitaplar, bu etkileşimi daha da görünür hâle getiriyordu.

“Vento” ve “Chuva”, Caroline Carvalho tarafından yazılmış, hareketli ve görsel olarak güçlü kitaplar.

İlk sayfadan itibaren görseller, kelimelerle birlikte yağmuru, rüzgârı, dans etmeyi, zıplamayı ve hareket etmeyi çağrıştırıyor.

Kitaplardaki açılır kapanır bölümler ve hareketli sayfalar, bebeğin kitaba dokunmasını ve onu keşfetmesini teşvik ediyor.

“Nhac!” ise sayfalarındaki boşluklar ve kesik pencerelerle bebeklerin merakını hemen harekete geçiriyor.

Metin neredeyse tamamen sorulardan oluşuyor. Bu da bebeğe cevap vermesi için alan açıyor.

Bu cevaplar yaşa göre değişebiliyor:

  • mırıldanmalar,
  • sesler,
  • tek kelimeler,
  • kısa cümleler,
  • yalnızca bir bakış ya da hareket…

Ve tam da burada hikâye ortaya çıkıyor:

Kitap, bebek ve yetişkin arasında.

Okuma Bir Karşılaşmadır

Bu deneyimler sırasında fark ettiğim en önemli şeylerden biri şuydu:

Bebeklerle okuma çalışmaları neredeyse hiçbir zaman bir yetişkin monoloğu gibi işlemez.

En iyi hâliyle, bu süreç bir karşılaşmadır.

Bir bebek resimdeki bir detayı işaret eder.Bir diğeri ona bir sesle cevap verir.Başka biri sayfayı çevirmek ister.

Ve okuma, hep birlikte kurulmaya başlar.

Yetişkinin rolü burada hâlâ çok önemlidir. Ancak bu rol, okumayı kontrol etmek değildir.

Yetişkinin görevi:

  • dinlemek,
  • çocuğun merakına alan açmak,
  • onun verdiği tepkileri fark etmek,
  • hikâyenin içinde onunla birlikte kalmaktır.

Çünkü gerçek okuma alışkanlığı, çocuk kelimeleri çözdüğünde değil; kendisini hikâyelerin dünyasının bir parçası gibi hissettiğinde başlar.

Bebeklere Kitap Okuma Webinarı: Birlikte Konuşalım

Bebeklerle kitap okuma konusunda ailelerin ve eğitimcilerin aklında hâlâ pek çok soru var:

  • 0-3 yaş için hangi kitaplar seçilmeli?
  • Bebeklere ne zaman kitap okunmalı?
  • Okuma sırasında hareket etmelerine izin verilmeli mi?
  • Bir bebek hikâyeyi böldüğünde onu uyarmalı mıyız?
  • Bebeklerle etkili kitap okuma nasıl mümkün olur?

Birkaç hafta sonra gerçekleşecek webinarımda, bu soruların hepsini saha deneyimleriyle birlikte ayrıntılı olarak ele alacağım.

Webinarda özellikle:

  • 0-3 yaş için doğru kitap seçimi,
  • bebeklerde dil gelişimi için kitap okuma,
  • bebeklerle etkili kitap okuma teknikleri,
  • erken çocuklukta okuma alışkanlığı,
  • aileler ve eğitimciler için uygulanabilir öneriler

üzerinde duracağız.

Eğer siz de bir ebeveyn, öğretmen ya da erken çocukluk alanında çalışan biriyseniz; bu sohbeti birlikte sürdürmekten mutluluk duyarım.

Çünkü bazen her şey, “Parmağını oraya koyma” demeyi bıraktığımız anda başlıyor.

Ve onun yerine, bir bebeğin kitapta neyi keşfetmeye çalıştığına dikkatle bakmayı seçiyoruz.


Yazar

Vivian Faria

Paylaş